Saat gece yarısını üç saat geçmiş. Havada keskin bir ayaz. Sıcak odamda, hırkama sarılmış, dışarıdan gelen sesleri arıyorum merakla. Camı açtım, soğuk vurdu önce yüzüme şamar gibi. Sonra sesin sahibini gördüm. İki tekerlekli, beyaz yamalı çuval geçirilmiş bir araba ve boyundan büyük bu arabayı çeken bir genç...
Saat gece yarısını üç saat geçmiş.
Ben yanına yaklaşmaya korkarken, beline kadar sokuyor kendini çöp varillerinin içine. Karıştırıyor elleri üşüyerek, poşetleri açıyor. İki parça teneke, üç parça plastik için belki. Her bir varili karıştırıyor arabasını ağırlaştırabilmek için.
Ne tuhaf. Belki yaşımız bile aynı. Ben kollarımı bağlamışım, camdan onu izleyerek düşünüyorum. Onun ise tek derdi var: iki parça teneke, üç parça plastik. Ben içerdeyim, o ise ayazda...
Saat gece yarısını üç aaat geçmiş. Şartlar, sorumluluklar, omuzlardaki yükler, seçimler, adalet... Gerçek hayatın zorluğu hangimizin tarafında?
ayşe.
21 Kasım 2013 Perşembe
19 Kasım 2013 Salı
peki sonra?
Ruhumun üstüne koyu bir perde çekilmiş.
Güneşi umut ederken,
en ufak bir ışık süzmesi bile yok!
İçimdeki notların karalanmış olması bundandır.
Gözlerim içime kapalı.
Herkesin üstüne bir çizik,
kendimi de atlamadan hatta.
Peki sonra?
Her zaman mutlu olunur mu?
Palyaço olsam keşke,
boyalı bir yüz ve kırmızı burun.
Mutlu gösterir mi,
inandırır mı beni bana?
Hadi inandım,
peki sonra?
Serin bir rüzgar,
yerlere dökülmüş yapraklar.
Ne kadar şanslı bir kelime "gazel",
iki anlamı da saygıya değer.
Kendimi uydurmam zor ama,
kelimelerle yapabildim kafiyeyi.
Peki sonra?
Nereye kadar daha kandırabilirim kendimi?
Ah, nasıl da dürüstüm.(!)
Kendimi kandırmamı, kendime itiraf ediyorum.
Çok karıştım, düğümlendim, kayboldum, koptum, koparıldım, atıldım...
Peki sonra?...
ayşe.
6/11/2013
Güneşi umut ederken,
en ufak bir ışık süzmesi bile yok!
İçimdeki notların karalanmış olması bundandır.
Gözlerim içime kapalı.
Herkesin üstüne bir çizik,
kendimi de atlamadan hatta.
Peki sonra?
Her zaman mutlu olunur mu?
Palyaço olsam keşke,
boyalı bir yüz ve kırmızı burun.
Mutlu gösterir mi,
inandırır mı beni bana?
Hadi inandım,
peki sonra?
Serin bir rüzgar,
yerlere dökülmüş yapraklar.
Ne kadar şanslı bir kelime "gazel",
iki anlamı da saygıya değer.
Kendimi uydurmam zor ama,
kelimelerle yapabildim kafiyeyi.
Peki sonra?
Nereye kadar daha kandırabilirim kendimi?
Ah, nasıl da dürüstüm.(!)
Kendimi kandırmamı, kendime itiraf ediyorum.
Çok karıştım, düğümlendim, kayboldum, koptum, koparıldım, atıldım...
Peki sonra?...
ayşe.
6/11/2013
1 Kasım 2013 Cuma
c-esaret.
Hayatın tokadı, ağır gelir bazen.
Bana yine hazan.
bana yine hüsran.
İçten olmayan gülüşler.
Aynı onun gibi hüzünler.
Öfkeler ve mutluluklar.
Kimim ben?
Ya da neyim?
Neyi yaşıyorum da ne hissediyorum?
Hasret, burukluk, c-esaret.
Söylemeye, anlatmaya çekingen.
Duygular patlasa nehirler olur, ölür.
Kimler bilir, yanında olur?
Sen yoksun, ben yokum.
Başka kime gerek var?
ayşe.
5 Eylül 2013 Perşembe
peki.
Bencillik mi bu?
Kalabalıktan sadece bir kişinin "Hayır!" dediğini duyuyorum sanki.
Ya da hep benimle birlikte olan hiçkimsem o.
Hayat neden bu kadar zor?
Beynim, aklım, kalbim, duygularım paramparça.
Hangisini yaşayacağımı bilemedim.
"peki" diyorum yalnızca.
Diyemem ki başka bir şey, diyemiyorum...
Anlarsın sen "peki"nin altındakileri, derinindekileri...
Hayvanlardan farklıyız deriz ama,
tasmalarımız oluyor bizim de, büyüdükçe...
Belki de "peki" nin altından çaldım bu düşünceyi,
kim bilebilir?
Bağlanmak, sahiplenilmek mi güzel?
Düşünmemek, kalabalıkta yalnız olmak mı?
Mutlu olmak zor. Mutlu olabilmek...
Zor demiştim ya, gerçekten zor tüm bunlar...
ayşe.
Kalabalıktan sadece bir kişinin "Hayır!" dediğini duyuyorum sanki.
Ya da hep benimle birlikte olan hiçkimsem o.
Hayat neden bu kadar zor?
Beynim, aklım, kalbim, duygularım paramparça.
Hangisini yaşayacağımı bilemedim.
"peki" diyorum yalnızca.
Diyemem ki başka bir şey, diyemiyorum...
Anlarsın sen "peki"nin altındakileri, derinindekileri...
Hayvanlardan farklıyız deriz ama,
tasmalarımız oluyor bizim de, büyüdükçe...
Belki de "peki" nin altından çaldım bu düşünceyi,
kim bilebilir?
Bağlanmak, sahiplenilmek mi güzel?
Düşünmemek, kalabalıkta yalnız olmak mı?
Mutlu olmak zor. Mutlu olabilmek...
Zor demiştim ya, gerçekten zor tüm bunlar...
ayşe.
28 Ağustos 2013 Çarşamba
başlıksız.
Ne anlatılır ki bunca şeyin üzerine? Gözlerin senden bağımsız davranır. Anlamaya çalışırsın. Ama mümkün mü bu acıyı yaşayabilmek? Tüm gerçekliği ve soğukluğuyla yaklaşırken neyi anlayabilirim, nasıl yardım edebilirim ben? Hayat devam ediyor, devam edecek de... Kötü şeyler nasıl oluyor da böyle üst üste geliyor, aynı kişiyi buluyor? Nasıl bir sınav bu? Nasıl bir güç?
Yazı yazmak bile zor geliyor. Kelimeler sadece konuşurken boğazda düğümlenir sanırdım ama bunun yaşanan acıyla alakası varmış. Ellerim düğümleniyor.
En zor empati bu olsa gerek. Ve ben yanından bile geçemiyorum. Ben bunu bile yapamıyorken, gücün karşısında eğiliyorum saygıyla...
Her şekilde yanındayım.Senin de, benim de...
ayşe.
23 Temmuz 2013 Salı
küçük özgürlük avuntusu.
"O"na yer yok hayatımızda.
3. tekiller hep zarar mı verir?
Yıkar mı mutluluk yuvası haline gelen aslında soğuk dört duvarı?
Kafamızı uzatıp nefes alabileceğimiz bir aralık yok mu burada,
illa ki dışarı mı çıkmak lazım bu soğuk duvarlardan ya da yıkmak mı lazım onları?
Eski radyodan Ahmet Kaya sesleniyor şimdi,
sevgi duvarı diye yalnızlığını seviyor, bak.
Sen hiç özlemez misin yalnızlığını,
hep dört duvarla kalınca "biz" olabileceğimizi mi sanıyorsun?
Anlamak lazım, anlaşmak, saygı duymak belki.
Özgür olmak, gözlerini kapatıp kendini boşluğa atarmışçasına özgür olmak.
Ah, ne güzel özgürlük!
Rutubet kokusu olmadan, burnunu acıtmayan özgürlük.
Kuşlarla birlikteymiş gibi, pervasızca.
Kendini özlüyor bazen insan, yoruluyor hayat karmaşasında.
Duvarların arasındaki küçük aralıklarla avunuyor.
Belki benim nefesim için varlar, belki de küçük fareler için.
Ne olursa olsun, bana bir aralık lazım. "küçük özgürlük avuntusu"
ayşe.
19 Temmuz 2013 Cuma
en büyük halka.
Dilin farklı söylese de, gözlerinin etrafındaki halkalar her zaman dürüst.
Aldığın her nefeste yiten bir ömür.
Yitirirken de sanki ağaçmışçasına halka oluşturan bir yapı.
Kandırmak hiç kolay değil iç dünyanı,
ki zaten bunu başarırsan halkalar terk eder seni.
En kötü şeydir yalan,
ama kendine söylersen yalanı ve inanabilirsen mutluluk oyununa,
daha yaşanabilir hale gelmez mi üçüncü gezegen?
Bak dünyaya,
milyarlarca yıldır güneşin etrafında dönmekten vazgeçti mi hiç?
En yaşlımız o,
kaç yılın sitemini kime ediyoruz ki?
Halkalar güzeldir.
Kendine söylenen yalanlar da.
Mutluluğa giden her yol güzeldir.
Genç için de, yaşlı için de.
ayşe.
Aldığın her nefeste yiten bir ömür.
Yitirirken de sanki ağaçmışçasına halka oluşturan bir yapı.
Kandırmak hiç kolay değil iç dünyanı,
ki zaten bunu başarırsan halkalar terk eder seni.
En kötü şeydir yalan,
ama kendine söylersen yalanı ve inanabilirsen mutluluk oyununa,
daha yaşanabilir hale gelmez mi üçüncü gezegen?
Bak dünyaya,
milyarlarca yıldır güneşin etrafında dönmekten vazgeçti mi hiç?
En yaşlımız o,
kaç yılın sitemini kime ediyoruz ki?
Halkalar güzeldir.
Kendine söylenen yalanlar da.
Mutluluğa giden her yol güzeldir.
Genç için de, yaşlı için de.
ayşe.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
